Komşuları Aşın: Türkiye’nin E-İhracat Potansiyeli

Geçmişten beri Türkiye’nin en büyük ihracat noktaları yakın bölgeler olmuştur. Özellikle Avrupa ve Orta Doğu ülkeleri, ihracat açısından en başarılı olduğumuz ülkeler arasına yer alıyor. Türkiye’nin başta komşuları ve hem G20 içerisinde yer alan hem de coğrafi olarak yakın olan Almanya gibi ülkelere daha çok ihracat yaptığı görülüyor. Lojistik ve pazarlama konusunda önemli eksiklerimiz olması nedeniyle Güney Amerika, Kuzey Amerika, Afrika ya da Avustralya gibi pazarlara, klasik ihracat ile kolayca açılamıyoruz. Bu nedenle son yıllarda birçok marka e-ihracat gibi yenilikçi çözümler ile sınırları aşmaya çalışıyor. Kimi bunları başarıyor, kimi başarısızlıklarından ders çıkarıp tüm süreçleri kontrol edip tekrar kolları sıvıyor.

Büyüyen Gerçek: İnternet

İnternet aracılığı ile ilk satışın gerçekleşmesinin üzerinden yıllar geçti. Daha sonra internet üzerinden sınır ötesi alışverişler başladı. Zaman içerisinde internetin yaygınlaşması ile beraber; Amazon, Aliexpress, Joom, Ceneo ve Pandao gibi global pazar yerleri ortaya çıktı. Rus üretici ile Alman tüketici ya da Türk müşteri ile Güney Afrikalı tüketici artık tek ekran üzerinden iletişime geçebiliyor. Kısacası Güney Afrika, Rusya, Çin ya da Brezilya’dan müşteri bulmak artık hiç zor değil.

GDP’den E-GDP’ye

GDP (Gross Domestic Product) ya da Türkçesi ile Gayri Safi Yurtiçi Hasıla, herhangi bir ülkenin sınırları içerisinde belirlenen dönem boyunca üretilen tüm nihai mal ve hizmetlerin ekonomik olarak karşılığıdır. GDP genellikle yıllık olarak hesaplanmaktadır. Tıpkı posta ve e-posta gibi GDP’nin de elektronik hali olan e-GDP vardır. e-GDP temel olarak GDP içerisinde e-ticaretin payını göstermektedir.

Belli Başlı Ülkelerin E-GDP’si

E-ticaretin artması nedeniyle e-GDP her geçen gün artmaktadır. Örneğin Avrupa’nın 3,677 trilyon $ ile en büyük ekonomisine sahip olan ülkesi Almanya’nın e-GDP’si, %3.11’dir. Diğer bazı ülkelerin E-GDP’si ise şöyle:

Hollanda: %3.5,
İngiltere: %7.9,
Rusya: %2.1.

Ayrıca ekonomileri ile öne çıkan bu dört Avrupa ülkesinde sınır ötesi alışverişin giderek yaygınlaştığı görülüyor. Özellikle Joom, Yandex Market ve Amazon’un hakim olduğu dört pazar, %25 ile %62 arasında değişen oranlarla sınır ötesinden mal ya da hizmet almayı tercih ediyor.

E-İhracatın Türkiye’deki durumunu Yusuf İbili’den dinleyelim!

Türk Markaları Yeni Pazarlara Nasıl Açılacak?

Türk markalarının e-ihracat ile yeni pazarlara açılabilmesi için öncelikle dil bariyerine aşması gerekiyor. Polonya, Almanya, İngiltere, Rusya ya da İspanya’da satış yapabilmek için bu ülkelerde kullanılan dilleri bilen personel çalıştırılmalıdır.

Bir diğer sorun ise lojistik. Fransa’da mal ve hizmet üreten bir marka, Paris’e birkaç gün içerisinde ürününü rahatlıkla gönderebiliyor. Herhangi bir Türk markasının ise ya bu süre içerisinde ürününü göndermesi ya da en geç 2 hafta gibi bir süre içerisinde düşük fiyatla kullanıcının karşısına çıkması gerekiyor.

Lojistik ve dil bariyerini aşabilen Türk markalarının ise en büyük rakibi Çin gibi Uzak Doğu ülkelerinin markalarıdır. Fiyat konusunda bu markalar ile rekabet etmek hala çok zor. Fakat işin içerisine kalite girdiği zaman, gelişmiş Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinde yaşayan tüketicileri ikna etmek kolaylaşıyor. Bu konuda da Türk markaları oldukça önde.

3 bilinmeyenli denklem değerlendirildiğinde Türk markaları için kaliteli ve uygun fiyatlı ürünler üretmek elzem. Çünkü B2CDirect, Türk markalarının global pazar yerlerine dil engeli olmadan katılmasına ve kısa süre içerisinde gönderilerini müşterilerine iletmesine yardımcı oluyor. Kısacası Türk markalarının e-ihracat ile ilgili potansiyeli çok büyük. Tek yapmaları gereken şey, iyi fiyatlandırma ve yüksek kalite.